Öne çıkan

Heves 1.İlk Heyecanım

Öyle büyük bir heyecan yaşamıştım ki ilk gün. Her zaman yaptığım gibi üniveristeye başladığım ilk günde becermiştim işte geç kalmayı. Oysa geceden ne hazırlıklar yapmıştım. Kıyafetler arkadaşlarım, komşu ablalar ve annemle birlikte uzun oylamalar sonucunda seçilmiş, ütülenip hazırlanılmıştı. Gece saçlarımı bir güzel fönleyip, yatmaya gittim. Ama uyku tutmadı heyecandan, en son hatırladığım ise saatin 3’e geldiğiydi.

Sabah vakitlice kalkıp makyajımı yaptım, akşamdan hazırladıklarımı giyindim. Yolda düşüp bayılmayayım açlıktan diye agzıma iki zeytin atıp cıktım evden. Metrobüste okula giderken saate bakana kadar heyecanım yoktu aslında. Ama şaşmaz bazı kaideleri vardır bazı insanların. Tabi benimde. Geç kaldım. Okul kapısından girip en az 10 dakikada sınıfı aradığımj göz önünde bulundurunca dersin ortasında utanarak oturdum en köşedeki esmer kızın yanına.

Düşünüyodum o an gerçekten istediğim yerde miydim? Bu muydu hayalim? Üniversite böyle bişey miymiş? Hocanın sesiyle irkilirken bi sıcaklık hissettim aşagıdan.

Muhteşem bir şekilde ıslak bir sandalyede oturuyordum. Yanımdaki kıza sessizce çıkıştım “ neden söylemedin sandalyenin ıslak olduğunu?”. İşte üniveristeside ki ilk arkadaşım pelinle de böyle tanıştım.

İlk tenefüs bittiğinde neredeyse Pelin hakkında herşeyi öğrenmiştim. Mersinden gelmişti. Lojistik okuyacaktı, onunda benim gibi ingilizcesi hazırlığı geçmek için yetmemişti. O hayallerini süsleyen bölümü hayallerini süsleyen şehirde okuduğu için ne kadar şanslı oldugunu anlattı. Bense ek kontenjan sayesinde burada olduğumu, tercihlerimi bile dershanedeki matematik ögretmenimin yaptıgını , hayatımın hiçbir döneminde psikoloji fikrinin aklımdan geçmediğini anlattım. Nerden bilebilirdim ki psikoloji okumadan psikolojimin yerle yeksan olacagını…

Heves 3.Yeni Başlangıçlar

Arkadaşlığımızın başladığı günden beri Pelin , kıyafet değiştirir gibi sevgili değiştiriyordu. Tabi bu durum beni gerçekten hayrete düşürüyordu. Ben genelde Eylül dedim mi birine aşık olur birdahaki eylüle kadar peşinde sürünürdüm.

Bi de sorsanız herkes Pelin’e hayran , herkes ondan hoşlanıyor , herkes ona aşık. Ne yapayım iyi kızdı gönlü kırılmasın diye ne dese evet derdim . Biri yanımızdan gecer ‘bak bu beni sormus’ , öteki ordan bakar , ‘kesin benden hoşanıyo’ biri gelir merhaba der ‘bu bana aşık açılamıyo’ der .

Pelinle kantinde oturmuş kahve içiyorduk. Uzaktan Tan göründü. ‘Bak bak! ‘ dedi Tan geliyo , yanında arkadaşıyla. Yanındaki de bizim yurtta sana ayarlayayım mı dedi. Gözümün Tan’ dan başkasına kör olduğunu henüz kendime bile itiraf edememişken , ona nasıl söyleyebilirdim ki.

Tan ve arkadaşı Ertuğ gelip masamıza oturdu. Ertuğ , Tan’dan daha sıcak kanlı biriydi. Hemen kaynaştık. Sohbet oldukça keyifli bir hal almıştı. Bu kez Tan’ın ağzından çıkan her cümleyi pür dikkat dinleyip beynime kazıyordum istemsizce.

Ertuğ’nun hazırlıkta son dönemi olduğu dışında hiçbir dediğini anlamayan ben , Tan’ın kurtuluşta bir eve çıktığını , orada çok uzun kalmayı planlamadığını. Ailesinin Mardinde yaşadığını, babasının öğretmen olduğunu, abisinin ve erkek kardeşinin olduğunu ve okul bitince mutlaka memleketine dönüp orada yaşayacagını sonsuza kadar unutmayacaktım.

O son cümle beni oldukça şaşırtmıştı. Tanıştığım çoğu arkadaşım okul bitince İstanbulda yaşamayı planlıyordu. Onun evine, memleketine , ailesine dönmek istemesi , köklerine bu denli bağlı olması beni bir kez daha ona hayran bırakmıstı.

Tan ve Ertuğ gittiğinde Pelin bana Ertuğ hakkında ne düşündüğümü, istersem onu bana ayarlayabileceğini söyledi. ” Ne güzel olur dördümüz takılırız, sanırım Tan benimle ilgileniyo” dedi.

Şok oldum diyemiycem. Klasik bir pelin cümlesiydi çünkü bu. Herkes ondan hoşlanırdı ona göre. Çok iyi birine benzediğini ama onu sonsuza kadar arkadaşım olarak görmek isteyeceğimi belirtip konuyu farklı bir yere çekmek için ingilizce kursunu ne yapacagımızı sordum.

Yarın gidelim fikri ondan geldi. Annesi burda olmadığı için annem onun adına da kayıt yaptırır mı diye sordu elbette dedim.

Ertesi gün annem ben ve Pelin Beşiktaşta ki kursa gittik . O kadar heyecanlıydım ki elim ayagım titriyordu asla belli etmeyeye çalısıyordum. Kurs eski bir binanın en üst katında küçük ama çok samimi bir yerdi. Gülen yüzüyle adının Gül olduğunu ögrenecegim minnoş bir teyze bizi içeri aldı.

Kurs sahibi Pınar hocanın geleceğimizden haberi olduğunu ve bizi beklediğini söyledi. Pınar hocanın odasına geldiğimizde içeri de bi cocuk oturuyordu. Pınar hoca o sıcacık gülümsemesi ile ayağı kalkıp bizi karşıladı. Tan’ın geleceğimizi haber verdiğini söyledi. Oturmamız için sandalyeleri gösterirken odadaki çocuk ayagı kalktı adının Emir olduğunu, Tan’ın yarım saate kadar geleceğini ve onu beklememizi istediğini söyledi.

Allahım yaşananlar rüya gibi geliyordu bana. Ne kadar sıradan şeylerdi olanlar ama herseyden bir anlam çıkarmak benim işimdi. Tan’ın Emir’e bizden bahsetmiş olması beklesinler demesi… Annem kayıt işlemlerimizi hallettıkten sonra Pelinle beni orada bırakıp eve döndü.

Pelinle balkona cıkıp Tan’ı beklerken Pelin bana Emir’i cok begendiğini, kesinlikle Emirle birlikte olmak istediğini söyledi . Bense bunları duymayıp kursun balkonunda yerde oturmuş beşiktaştan uzun uzun denizin maviliğini seyredip Tan ile ilgili hayaller kuruyordum.

Pelin’in sence olur mu bu iş sorusuyla kendime geldim. Arkadaşımın özetinden sonra bilemem ki belki sevgilisi vardır dedim. Pelin’in uzun bir süre Emir’in etkisinde kalacagını inanın aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Olaylar geliştikçe Pelin’in değiştiğini düşünecek ama sonunda yine yanılan ben olacaktım.

Heves 2.Hayalimi Buldum

Aradan geçen haftalardan sonra ben ve Pelin’in okuldaki diğer sınıflardan , okuldaki çeşitli klüplerden , ögrenci birliğinden ve yurttan hatırı sayılır sayıda arkadaşımız olmuştu. Ben hala nasıl ilerleyeciğimden çokta emin olmadığım psikoloji bölümü için bişeyler yapmak , bölüme ısınmak istiyordum. Tabi farklı tarzda arkadaşlar edinince bin parçaya bölünüyormuş insan. Kimisi yemeği birlikte yemek ister, kimisi kahveyi. Birisi derse girmeyip okulun hemen yanındaki yerde okey oynamayı teklif eder ,diğeri sahile gitmeyi.

Gezme tozma işlerine Pelin’in yurtta yeni tanıştığı arkadaşının bize hazırlığı 3 senedir geçemediğini, ailesinin bunu bilmediğini ve bu kafayla gidersek ondan beter olacağımızı söylemesiyle ara verdik.. Bu seferde sıkıntıdan derse kafamı veremez olmustum. Sürekli 1 kere kaldım sadece 3. kurda, abartma asu diyodum kendi kendime.. insanın korkması ile korktuğunun başına gelmesi arasında bu kadar da kısa bir zaman olmasaymış iyimiş. Korkularım hızla artarken dönem sonu çok çabuk gelmişti. Kantinde kafamı hangi duvara vursam diye sağa sola bakarken Pelin ağlayarak, Tan ise Pelin’e laf sayarak gelip masaya oturdular. İkimizide tebrik eden Tan “ee şimdiki planınız nedir? “ dedi. Hatta bize gittiği kursu önerdi. Anında gaza gelmiş, keyfimiz yerine gelmişti. Ama çok önemli bir soruyu sormayı göz ardı etmiştik. Tan’ın gittiği ingilizce kursu bu kadar iyise kendisi neden yıllardır ve en mühimi hala hazırlıktaydı?

Konuşmanın devamı ‘hemşerim memleket niree?’ diyerek devam etti. Tan benden nereli olduğunu tahmin etmemi istedi. Bilen bilir tahmini zaman , tahmini kilo , tahmini uzunluk ve elbette tahmini memleket sorusuna cevap yönünden biraz noksan bi insanım. Bilemem dedim. Beni bi ayıpladı bana bir laflar boy boy. Ne demek bilmiyormuşumlar, utanmıyormuymuşumlar, derhal ögrenip ölene kadar unutmayacakmışımlar.. Tanın sesi hafiften yükselince zaten dolan göz pınarlarım , Mardinli olduğunu söylemesi ve benim nereli olduğumu sormasıyla duruldu. Ardahanlı olduğumu duyunca bi bozuldu , kürtsündür şimdi sen dedi. Verdiğim tepkiye inanamazsınız “sakızımı ver” . Agzında çignediği sakızı aldım elimde çiğnenmiş bir sakızla masadan kalkmış lavaboya gidiyor yoldada sessiz sessiz ağlıyordum.

Biraz sakinleşip masaya döndüğümde gözlerimin içine bakarak… “Saçmalama ağlamışsın, seni kızdırmak için söyledim. Benim en yakın arkadaşımda kürt ‘dedi. Kendince bişeyler geveledi daha ama duymuyodum. İçim bi başkaydı, geri dönerken masaya oturduğumda anlamamıstım ama konusmanın ortasında bi yer de dünyanın hiç bir yerinde asla görmediğimi düşündüğüm o renkteki iki göze aşık olmuştum. Tanımazdım etmezdim. Çok kere aynı masada oturup yemek yemişliğimiz, sohbet etmişliğimiz vardı. Ama sorsanız adı dışında hiçbir anlattığını dinlememişim. İşte o gün eve dönerken onun hakkında bilmediğim herşeye bela okur olmuştum..

Hayalimi buldum dedim kendi kendime işte hayalim buydu. O gözlere bakarak geçeçek bir ömür istiyordum.

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla